fransa dil eğitimi, fransada yabancı dil öğrenme
24 Eylül 2009 Yazan admin
Kategori Yabancı Dil Eğitimi
Dünyada Fransızca birkaç ülkede konuşuluyor. Belki biliyorsunuzdur. Çok az denemez bu sayıya. Belçika da konuşulur. Kanada’nın bir kısmı Fransızca konuşur. Tabi Fransa Fransızca konuşur. İsviçre’nin bazı kısımları Fransızca konuşur. Tabi Fransızca öğrenmek için birinci tercih tabii ki fransadır. Beşiği burasıdır. Ayrıca Fransız okullar çoğunluktadır burada. İsviçre de Fransızca öğrenmeye gittiğinizde bir Fransız ailesi ile birlikte olmanıza imkân yoktur. Neticesinde İsviçre ailesi ile birliktesiniz. Tam aksağına sahip olamazsınız. Dolayısıyla daha farklı bir aksanda konuşursunuz. Ancak Fransız olduğu takdirde tipik bir Fransızca öğrenmenin avantajını yaşarsınız. Bu yüzden de Fransa tercih edilir en fazla.
Fransız vizesi aslında şengel vizesidir. Ancak daha ziyade turistler için geçerlidir. Öğrenci vizesinde Fransa’nın biraz daha titizlendiği bir konu var. Mutlaka Türkiye de Fransızca öğrenmiş olmanız gerekiyor. Bunu gerek bir okulunda yapabilirsiniz, gerekse kendi okulunuzda Fransızca ders almış olabilirsiniz. Ama hatırladığım kadarıyla yüz doksan sekiz saat mutlaka Fransızca kursu almış olmanız ve bunu da kanıtlamış olmanız gerekiyor. özel bir hocadan bu kursu almanız bir şey ifade etmiyor. Belgeleyip mutlaka konsolosluğun önüne koymalısınız maalesef bunu. Bunun dışında harcayacağınız masrafın nereden karşılayacağınızı mutlaka çok iyi kanıtlamış olmanız gerekiyor. Sponsorunuz varsa o sponsorun gelirini mutlaka kanıtlamanız gerekiyor. Ayrıca Fransızcayı neden öğrenmek istediğinizi de kanıtlamanız gerekir.
Fransa da hemen hemen bütün okullar devlet tarafından tanındığı için kontrol edildiği için böyle bir kriteri bir tarafa koyuyoruz okul seçerken. İkinci bir seçenek tabi nasıl bir bölgede yaşamak istiyorum ne kadar para harcamak istiyorum olmalı. Eğer çok büyük bir şehir de yaşamak istiyorsanız mutlaka tek alternatif paristir zaten. Onun dışında daha sakin bir yerde daha az masraflı bir yerde yaşamak istiyorsanız, güney Fransa çok tercih edilen bir yerdir. En başında mist gelir bunda. Bunun dışında okulun sunduğu programlar ve program alternatifleri çok önemlidir. Eğer Fransızcanız Türkiye de çok iyi ise zaten mutlaka alternatif programlar arıyorsunuz demektir. Ne gibi iş için gerekli Fransızca veya tıp için gerekli Fransızca hukuk için gerekli Fransızca gibi veya politika için gerekli Fransızca da olabilir bu. Spesifik kurslar diyoruz biz buna. Okulun sunduğu programları deneyebilirsiniz. Eğer Fransızca bilmiyorsanız okul size Fransızca öğrendikten sonra başka ne gibi alternatif programları sunuyor. Çünkü Fransızcanız altı ay sonra iyi olursa geri kalan üç ayınızı farklı şekilde değerlendirebilirsiniz. Fransızca artı Fransız kültürü öğrenebilirsiniz. Okul programları da üçüncü seçenek olmalı ve okulun sunduğu konaklama alternatifleri de dördüncü seçenek olabilir.
almanyada yabancı dil kursu seçimi, almanca dil eğitimi
24 Eylül 2009 Yazan admin
Kategori Yabancı Dil Eğitimi
Almanya vizesi çok kolay bir vize değil çünkü çok fazla Türk vatandaşı var. Tabi alman hükümetinin de korkusu Türk nüfusunun artması. O yüzden gerçek bir öğrenci olduğunuzu onlara kanıtlamanız gerekiyor. Neden almanca öğrenmek istediğinizi çok iyi kanıtlamanız gerekiyor. eğer bir mühendisseniz Almanya ile de iş yapıyorsanız, ya da hayaliniz mesleğinizin Almanya da doktorasını yapmak ise yüksek lisansını yapmaksa Almancayı neden öğrenmek istediğinizi açıklayabilirsiniz. Dolayısıyla birinci kriter neden almanca öğrenmek istediğinizdir. Çok iyi kanıtlamanız. Eğer gittiyseniz buna Türkiye de almanca kursunuzun belgelerini göstermeniz gerekir. Aynı zamanda vize aşamasında okulun kaydını yaptırıp daha öncesinden okulun bütün evraklarını vizeye sunmanız gerekir. Diğer ülkelerden farklı olarak Almanya da ek bir şey vardır. Sponsorunuzun yani bu masraflarınızı kim karşılayacak ise o kişinin size ayda belli bir para ödeyeceğine dair noter huzurunda tahkik name vermesi gerekir. Ve bu belgelerin hepsinin Almancaya çevrilerek konsolosluğa gitmesi gerekir. Bir farkı da budur. Hem gerçek öğrenci olduğunuzu aslında kanıtlayan şeylerdir bunlar.
Dil okulu seçerken öncelikle Almanya ya gidenler hangi bölgede iyi almanca konuşulduğunu bakarlar. Çünkü büyük şehirler daha iyi Almancanın konuşulduğu yerlerdir mutlaka. Türkiye de nasıl İstanbul Türkçesi İstanbul da daha iyi konuşuluyorsa veya büyük şehirlerde İstanbul Türkçesine yakın bir Türkçe konuşuluyor ise tabi büyük şehirler tercih edilir öncelikle. Aksam istemiyorlarsa eğer. Çünkü dağlarına köylerine yaklaştıkça aksan daha farklılıklaşıyor veya diğer sınır ülkelerine yaklaştıkça. Birinci tercih bölge diyebilirim. İkinci tercih mutlaka öğrenciler için ne kadar para harcayacakları olmalı. Ve o şehrin konaklama ve ulaşım durumu olmalı. Bazı şehirlerde öğrenciler öğrenci kimliklerini göstererek çok seyahat edebiliyorlar. Bu tabi her şeyde farklılık arz edebiliyor. Bu yüzden konaklama ve ulaşım alternatiflerini çok iyi bulundurmalıdırlar. Artı almanca öğrendikten sonra yani Almancanız belli bir düzeye geldikten sonra o okul ne gibi alternatifler sunuyor. Hatta ve hatta ne gibi sosyal aktiviteler sunuyor. Çünkü okulun sunduğu sosyal aktiviteler, öğrencileri bir araya getirmek, birlikte alıp bir akşam ava götürmek, hafta sonları gezi düzenlemek gibi aktiviteler sosyal olmanızı sağlar. Hem yalnızlık çekmenizi önler. Hem de Almancanızı daha iyi pratik yapmanızı sağlar. O yüzden üç kriter vardır okul seçmek için.
Almanya gezmek açısından Türk öğrenciler için çok eğlenceli bir yer değil. Hani deniz güneş olmadığı için çok ta para harcanmıyor aslında. Güzel bir alternatiftir anne babalar için. Yinede yüz yüz elli bin euro harcar bir öğrenci cep harçlığı olarak harcar. Bir de konaklama ve yemek masrafları vardır. Yıllık yaklaşık beş bin euro altı bin euro civarındadır. Bir yıl içerisinde. Konaklama yemek okul masrafı aynı zamanda cep harçlığını düşünürsek yaklaşık on bin euro ile on beş bin euro harcayacağını mutlaka düşünmemiz lazım. Hatta tabi bazı öğrenciler daha az harcayacaklardır. O da bir çeşit bonus…
Almanya da aslında alman aileleri çok revaçtadır. Özellikle özel kurslara giden öğrenciler, alman ailelerini çok tercih ederler. Almanca çok kolay bir dil olmadığı için mutlaka pratik yapmak gerekir. Almancaya kulak dolgunluğu da yok biz Türk insanı olarak o yüzden konaklamada Almancayı çok daha kolay pratik yapabilecek bir konaklama şekli olan alman ailenin yanında konaklamak daha ziyade tercih edilir. Aile ile sabah kahvaltınızı yersiniz, akşam yemeğinizi yersiniz ve o sırada birkaç cümle ile pratik yapma imkânınız olur. İkinci seçenek ise yurtlardır. Eğer devlet kursuna gidiyorsanız, yine yurtlarda kalabilirsiniz öğrenci yurtlarında. Veya uzun süreli bir programa gidiyorsanız mesela ondan sonra üniversiteye gidecekseniz, bu takdirde evde tutabilirsiniz.
almanca dil eğitimi, almanca öğrenmek
24 Eylül 2009 Yazan admin
Kategori Yabancı Dil Eğitimi
Almanya ya dilediğiniz dönemlerde gidebiliyorsunuz. Tabi özel dil kurslarını tercih ederseniz. Devlet okulları vardır Almanya da diğer ülkelerden farklı olarak. Aslında bunlar belediyenin okullarıdır. Biraz daha ekonomiktir özel okullara nazaran. Fakat onların mutlaka dönemleri vardır. Yılın dört beş döneminde başlar genellikle eylül ocak nisan ya da mart, bir sonra işte mayıs ya da haziran başında gibi. Bu dönemlerde zaten bizlerden de öğrenilebilir. Bunun dışında bütün okullar yılın her haftasında başlayan kurslar sunmaktadır. Her pazartesi bu okullardan birine başlaya bilirsiniz. Yazın çok fazla çocuk gider Almanya ya dil eğitimi için. Özel kurslar vardır onlar için tasarlanmış. Bu takdirde tabi haziran ayı ile eylül ayı içerisinde dilediğiniz süre kadar kurslar mevcuttur
Almanca birkaç ülkede konuşuluyor. Avusturya da konuşuluyor. Almanya da mutlaka konuşuluyor. İsviçre de konuşuluyor. Tabi bu ülkeler de aksanlarda değişiklikler vardır. Ülkelerde özellikle Avusturyanın konuştuğu almanca ile Almanyanın konuştuğu almanca biraz daha farklıdır. Avusturya da öğrenciler her zaman giderler ancak, birinci tercih Almanya’dır. Çünkü bu dilin birinci çıkış noktası Almanya’dır. Devlet kontrolündedir Almanya da ki okullar. Neler yapılır. Devlet her zaman teftişlerde bulunur. Bizim milli eğitim bakanlığı gibidir. Ve bu teftişler sonucunda okulların gerek eğitim düzeyleri gerek sundukları imkânlar gerekse öğretmenleri hatta okulların sunduğu konaklama alternatifleri teftiş edilir. Belirli standart da olması gerekir. Diğer Avrupa ülkeleri gibi zaten.
Almanya diğer ülkelere çok benziyor aslında eğitim masrafları açısından. Sadece eğitim masrafı olarak yıllık düşünelim, yıllık derken bir akademik yıl diyoruz. Yaklaşık aktı bin euro civarında bir ücrettir bu. Okul parasıdır. Tabi çok çeşitli programlar vardır. Devlet okullarını düşünürsek eğer zamanını da yakalarsanız, mutlaka dört beş bin euro civarında paraya çıkabilirsiniz. Yani minimumu dört beş bin euro civarında maksimumu altı yedi bin euro civarlarındadır okul parası.
italyanca dil eğitimi, italyanca dil kursları
22 Eylül 2009 Yazan admin
Kategori Yabancı Dil Eğitimi
İtalyanca yazıldığı gibi okunana ve okunduğu gibi yazılan bir dildir. Tabii ki belirli kurallara bağlı olarak… Kelimelerin telaffuzunda genellikle vurgu son hecededir. Ve İtalyanca melodik bir dildir. İtalyanca çok fazla ezbere dayanmaz konuşma rahatlıkla başlar. Diğer diller arasında baktığımız zaman en melodik dil, zaten dışarıdan duyulduğunda kulağa en şarkı gibi gelen dil İtalyancadır. Tonlamalar ve vurgulamalar İtalyancada çok önemli. Bir tonlama ile vurgulamayla cümlenin anlamı tamamen değişebiliyor. İtalyanca da soru ekleri yok. Türkçe de sorduğumuz mesela o eve gidiyor mu, dediğimiz zaman İtalyanca da leyvi akaza… eğer ki soru haline getirmek istersek başa ya da sona bir şey almıyoruz o Türkçe de gidiyor mu eki gibidir.
İtalyanca Latin dil ailesinden olduğu için Latin dillerden Fransızca İspanyolca ve Portekizce ile oldukça benzerlik göstermektedirler. Dil ve gramer yapıları neredeyse aynıdır. Yani diyebiliriz ki İtalyanca bilen birisi İspanyolcayı Fransızcayı Portekizceyi rahatlıkla anlayabilir. Bu dillerin arasında en zoru Fransızcadır. Aslında İtalyanca İspanyolca ile daha fazla benzerlik gösterir.
İtalyanca öğrenmek için öncelikle iyi bir öğretmene ihtiyaç vardır. Türk veya İtalyan. Çünkü Türk de olsa İtalyan da olsa öncelikle bildiği dili öğretme kabiliyeti yüksek olması lazım. Türk öğretmeni olmasının tabi büyük avantajları var. Ama bizim özellikle tercih ettiğimiz, Türk dil yapısına hakim İtalyan öğretmendir. Çünkü İtalyanca sadece dilini konuşmak değil kültürünü de öğrenmektir. Bu yüzden de sınıflarımızda kültürünü ve dilini öğrencilerimize vermektir. Bu İtalyan öğretmenle çok daha rahatlıkla olmaktadır
italyanca öğrenmek istiyorum, italyanca öğrenmenin avantajları
22 Eylül 2009 Yazan admin
Kategori Yabancı Dil Eğitimi
İtalyancanın en zor kısmı başlangıç kısmıdır. Artı kavramları ve diğer kavramları öğrendikten sonra hızlı ilerleyen bir dildir İtalyanca. Genelde her zaman duyulur belirli seviye de İtalyanca kursuna gitmiş olan bir kişinin rahatlıkla konuşabilir İtalyancayı. Eğer ciddiyse kurumla öğrenci iş birliği yapmış ise çok kolay öğrenebilir bir dildir. Kur kavramı her kuruma göre değişiyor. Bazen kurumlar bir ay sürerken bazen altı ay sürebiliyor. Burada en önemli unsur kaç saatte neler yapılabiliyor. Genelde İtalyancanın basit derecede basit derken İtalya ya gitseniz turistik anlamda İtalyanca konuşabilmeniz için, en az bir yüz saatlik bir İtalyancaya ihtiyacınız olur.
İtalyanca İtalya da ve genellikle İngiltere’nin belirli bir kısmında kullanılıyor. İtalya ile yapılan iş bağlantıları sonucunda İtalyancanın önemi oldukça arttı. Özellikle tekstil ve tasarı sektöründe İtalyanca önemli derecede arttı. İtalyancanın çok büyük bir artısı var. Türkiye açısından baktığımızda İtalyanca ile ilgili ilişkilerimiz gittikçe artıyor. İtalyanlar için en önemli unsur İtalyanca bilen birisi ile çalışmak. Bu yüzden İtalya ile iş yapan ülkeler mutlaka İtalyanca bilen elemanları tercih ediyorlar. Ve buda öğrencilere İtalyanca bilenlerin bir adım önde olmasını sağlıyor.
kompozisyondan iyi not alma, kompozisyonda nelerden not kırılır
Bir öğrenci olarak düşünelim bir edebiyat sınavında bir Türkçe sınavında kompozisyon yazarken kendisine neler kazandırabilir. Bir kere bilgi birikimini yazıya döküyor olabilmesi çok önemlidir. Bilgi birikimini yazıya dökmekteki kastım kelime haznesinin gelişmesi yani hep aynı kelimelerle hep basit cümlelerle yazılmış kompozisyon okunmak açısından da çok zevkli değildir. Öğretmen buna da bakar. Komposizyonun bölümlerinin farkında olması önemlidir. Yani böyle yazmış giriş neresi gelişme neresi sonuç neresi anlaşılmıyor. Dolayısıyla paragrafları belirginleştirmesi paragrafları belirginleştirmesi açısından önemli. İfadeleriyle de belirginleştirmesi önemli. Hani ben şimdi girişimi yaptım gelişmeye geçtim görüşünü yansıması lazım. Bunun yanı sıra girişi bir soru ile başlatmak mümkün. Güçlü bir atasözüyle giriş yapması puan kazandırır öğrenciye. Gelişme bölümünde sağlam veriler olması desteklerinin güçlü olması iyi olması sonuçta da savunduklarını bağlaması yine öğrenciye bir kompozisyon olarak puan kazandırır artı kazandırır.
Öğrenci gözüyle değerlendirelim bir kompozisyon yazma işini. Napılır konu verilir aklına ne geliyorsa döker. Aslında bu bir çeşit eskisdir. Yani eskiz derken bir denemedir kompozisyon değildir. Sınıflandırılması lazım. Ne gibi bir kompozisyonda olması gereken bölümler gibi. Giriş gelişme sonuç gibi. Bunu belirtmez öğrenci yazarken yapılan en önemli hata bölümlerin belirlenmemesi. İkincisi imla hatalarına dikkat edilmemesi. Gelişigüzel yazıldığını fark ederse okuyucu ki çoğu zaman öğretmendir bu okuyucu. O zaman buda ona eksi puan getirir. Önemli bir hata olarak görülür. Bunu da fark etmesi lazım bir başka nokta da öğretmenlerin not kırdığını bildiğimiz bir konu boşluk bırakmamak. Yani kâğıdı dibine kadar kullanmak kâğıdı dibinden başlatmak.  Yada en tepede boşluk bırakmamak.
kompozisyon düşünce teknikleri, kompozisyonun kontrolü
Yazdığımız bu kompozisyonda bizim temel bir önerimiz vardır. Yani bir temel ana fikir olması lazım yani onu savunuyor olduğunu da bilmesi lazım öğrencinin yazana kişinin. O önermeyi nasıl zenginleştirebiliriz. Ney destekleyebilir. Neyle betimleyebilir neyle tasvir edebilir. Bunları yazıya dökmeden önce düşünsel anlamda resmetmesini tavsiye ederiz. Kafasında ne anlatacağının fotoğrafını çekmesi lazım. Ben ne anlatacağım bunu hangi güzel benzetmeyle anlatabilirim. Bir elmayı işte yuvarlak avucumun içine sığan bir şey olarak da tasvir edebilirim. Kırmızız lezzetli sulu insan yedikçe yiyesi geliyor muhteşem bir meyve sağlık fışkırıyor diye de anlatabilirsiniz. O anlatım zenginliğini yazıya dökmeden önce kafasında geliştirmesi lazım yazan kişinin. Bu çok büyük bir değerdir. Çok fark yaratır yazıda hatta konuşmada da fark yaratır tasvirler betimlemeler. Okuyucunun zihninde okurken zihne dilmesini sağlar. Şuna bağlayalım tasvirler önemlidir. Tümden mi gelinme yapılacak tüme mi gelinme yapılacak. Yani parçadan bütüne mi gidecek parçadan bütüne mi gelinecek. Bunu da yine kompozisyon yazmadan önce düşünsel anlamda değerlendirmesi yazan kişi için öğrenci için son derece önemlidir artı puan kazandırır.
Neleri kontrol edeceğiz kompozisyon bittikten sonra. Bir kere aşlık odlumu? Birçok zaman unutulur başlık çünkü sonrasında konulması gereken bir şey. Başlığı koydum. Boşlukları nasıl? Bu bilgisayarda yazılıyor ise eğer bazen bilgisayarda yazmak söz konusu olabilir. Satır araları çok önemli paragraflar içe doğru bir giriş yapıyor mu ya da hani paragraf girişleri deriz veya tam tersi paragraflarda iki boşluk bırakarak gösterebiliriz bunların ayrı paragraf olduklarının tercihe bağlı içeri doğrumu yoksa iki boşluk vererek mi bunu yaptım mı paragraf belli mi? Yan boşluklar ve üst boşluklar şimdi şöyle düşünelim bir kompozisyonun görüntüsü de önemli şekilsel olarakta önemli okuyucuya hitap etmesi açısından. Üstte biraz boşluk altta biraz boşluk kompozisyon başlamadan ve bittikten sonrası için söylüyorum. Kenarlar da boşluk genelde iki üç santim boşluk diye tanımlanır. Ama ben bunu daha cetvelle ölçen kimseyi görmedim öğretmende görmedim. Ama kenarlar da en az bir parmak kadar boşluk olmasında fayda var. Okumayı kolaylaştırması açısından. Bunlar da önemli kontrol bunları da yaptık. Bir kontrolümüz daha var yazım hataları! Yani dilbilgisini doğru kullandık mı efendim cümlelerimiz nasıl kelimeleri doğru yazdık mı soru eklerini doğru yazdık mı noktalama işaretlerini doğru koyduk mu bütün bunları da doğru bir gözle daha dikkatli doğru bir gözle kontrol etmekte fayda var. Eğer bu bir kompozisyon sınavı ise not arttırır. Yok, sadece bir açıklama yapılmışsa o zaman okuyucunun keyfini arttırır.
Bir kompozisyonun ne kadar uzun olacağına yine yazan kendisi karar verir. Ama okullarda bunu genellikle bir sayfayı geçmesin gibi bir yönlendirme ile alır öğrenci. Bir sayfayı geçmesinden ne anlarız. Bir iki paragraflık bir giriş, üç dört paragraflık bir gelişme bir paragraflıkta sonuç ifadesi anlarız. Ama bu böyle olmak zorunda mı hayır, yazılı karar verilir. Fakat metin çok uzarsa bu sefer bunu bir kompozisyon olarak değil bir deneme yazısı veya bir öykü gibi algılamaya başlar okuyucu. Bu yüzden toplamda düşünecek olursak bir kompozisyon ne kadar uzun olmalı, en fazla sekiz dokuz paragraftan olması belki bir kompozisyon adı verilir.
kompozisyon hazırlama, kompozisyon oluşturma
Kompozisyon yazarken bir kere kişinin en önemli kaynağı kendisidir. Yani kendi bilgi düzeyi ama o bilgi düzeyini bir yere getirebilmesi için, okumalar yapmış olması lazım gözlemler yapmış olması lazım, araştırmalar yapmış olması lazım. Bugün baktığımız zaman ilk akla gelen kaynak internet. İnternette aslında bir sürü interfasyonla karşılaşıyoruz. Yani ayıklanmamış elenmemiş bir sürü var içinde. Şimdi örencinin bunu yaparken kendi konusuyla ilgili araştırmasını yaparken internette bu gerçek bir bilgi mi doğru bir bilgi mi bunu anlaması için sorgulama yapması lazım. İkincisi daha önemlisi kitap okumak. Yani kompozisyon yazmadan önce, şimdi ben bununla ilgili kompozisyon yazacağım hadi bakalım şu kitapları okuyayım değil… Daha iyi kitap okuyan olması lazım. Kitap okumak neden önemlidir. Kelime haznesi açısından önemlidir. Bilgi dahili açısından önemli. Dünya görüşü oluşturması açısından önemli. Bu nedenle mutlaka bütün öğrencilerimizin kitap okuması lazım.
Genellikle kompozisyon konuları serbest bırakılmaz. Genellikle konu çerçevesi verilir. Konu çerçevesi verildiğinde kimi öğrenci için bu kısıttır. Eyvah der. Kimi öğrenci ise rahatlar oh tamam ben bu konuyu yazacağım der. Ama aslında asıl mesele konu serbest bırakıldığında neler yapacağız. Konu serbest bırakıldığında bir kere öğrencinin bir tercih seçmesi lazım. Hangi yönde kullanacak bu tercihini. Bildiği konular yönünde kullanması lazım. Yani hangi konuyu en iyi anlatabildiğini en iyi bildiğini düşünüyor ise o konuda kompozisyona geçmesi kompozisyon yazması gereklidir. Daha verimli olur. Bu konuların ne kadar güncel olduğunun değerlendirilmesi de ona artı puan kazandırır. Yani elbette ki tarihi bir değeri anlatması da değerlendirmesi de kompozisyonun değerlidir. Ama bugüne ait bir meseleyi bu güne ait bir konuyu dile getirmesi görüşlerini ortaya koyması daha artı puanlar kazandırır diye düşünüyorum.
Kompozisyon yazmadan önce kompozisyonu yazan kişinin yine bunu bir öğrenci olarak düşünün, fikri olması lazım. Yani en azından düşünsel anlamda bir fikri olması lazım. Bir bilgi olması lazım ki onu yazıya döksün. Yani öğrenci tabii ki kompozisyonun bölümlerini bilecek. Bu bölümlerin ne olduğunun farkına varacak hangi görüşü savunacağını bilecek. Ama o görüşle ilgili fikri olacak. Yani tekrar eden cümleler mesela çok rahatsız edicidir kompozisyonu okuması. Giriş bölümünde aynı şeyde söylemiş gelişme bölümünde aynı şeyi söylemiş sonuç bölümünde aynı şeyi söylemiş. Atatürk ile ilgili bir kompozisyon yazıldığındaysa, Atatürk dünyanın gelmiş geçmiş en büyük liderlerinden biridir. Şimdi bunun nedenlerini açıkladığı bir kompozisyon olsun. Ben Atatürk ,’ün neden gelmiş geçmiş en büyük liderlerden biridir sorusunu sorduğumda pek çok cevap buldum. Ve bu cevapları şimdi yazımda paylaşmak istiyorum. Görüşlerimi ve edindiğim bilgileri şimdi paylaşmak istiyorum. Sonra gelişme bölümünde Atatürk hakkında neler söylemiş liderlik göstergeleri nelermiş, hangi kişisel özellikleri varmış, dünyada ki en büyük liderlerden olması ile kabul edilmesi ile ilgili ifadeler nelermiş kim neler söylemiş sonuçta da Atatürk’ün lider özelliğini ortaya çıkaran bir ifade ile kompozisyonun tamamlanması lazım. Bu yüzdendir anlamında bir şey olması lazım. Bu bölümlemeler olmassa kompozisyon kompozisyon olmaz. Bunları bilmese yine öncesinde yine kompozisyonu yazması mümkün değil. Demek ki bilgi birikimi çok önemli düşünsel hazırlığı çok önemli. Ben nerde neyi söyleyeceğim. Hangi ifadeyi kullanacağım hangi referansı kullanacağım bunları bilmesi çok önemli hazırlık anlamında…
Gelişme bölümünde giriş bölümünde adı konulan konunun savunulması söz konusudur. Yani bir fikir ortaya atıldı bu fikrin savunulması. Burada neler yer alır. Burada hangi salın yer alacak bunun değerlendirilmesi lazım. Birkaç tane düşünceyle savunulabilir yani. Birinci veriyi bir paragrafta ikinci veriyi ikinci paragrafta üçüncü veriyi üçüncü paragrafta paylaşabilir. Önem sırasına göre dizebilir. En önemli savını en güçlü savını en sona bırakabilir. Veya bunu en başta değerlendirebilir. İlk gelişme paragrafında. Giriş bölümünde atıfta bulunması lazım ben şu görüşü savunacağım. Bu delillerle savunacağım fikri olması lazım. Bu bilgilerle savunacağım. Bu görüşleri aktaracağım gibi. Sona yaklaştığında da gelişme bölümünün son paragrafında da sonuca yaklaştığımızı hissettiren ifadeler olması lazım.
Sonuç bölümü aslında bir kompozisyonun en can alıcı bölümüdür. Yani orada yazdıklarını toparlayacak, savunduklarını bir sonuç ifadesiyle bağlayacak öğrenci ya da kompozisyonu yazan kişi diyelim. Orada en güçlü şekilde dile getirdiği ifadeler olması gerekiyor. Bu ifadeleri nasıl güçlendirebiliriz. Sonuç olarak son iddiamız toparlayacak olursak özetleyecek olursak bağlayacak olursak gibi ifadeleri sonuç bölümünde kullanması lazım. Ortaya koyduğu savları ortaya koyduğu özetleyen bir yapı da olabilir. Bir soru ile de bitirilebilir. Veya yine bir güzel atasözüyle de bitirebilir. Bir hikâyeye bağlayarak da bitirebilir. Ama en çarpıcı bitirmelerden biride giriş cümlesine gönderme yaparak, bağlama yaparak bütünleşik hikâyeyi
Paketleyerek de toparlayarak da kompozisyonu bitirebilir.
kompozisyona başlık bulma, kompozisyon giriş bölümü hazırlama
Kompozisyon denilince akla gelen en önemli şeylerden biri başlıktır. Hakikatten de önemlidir çünkü başlığı iyi bulabilirse öğrenci kompozisyonun kullanılması daha kolay olur. Öğretmeni tarafından ya da diğer okuyucular tarafından. Peki başlığı nasıl bulacağız bir kere başlığın değerli olacağını düşüneceğiz o yüzden biraz kafa yormalıyız. Ben buna şöyle bir başlık atim gibi düşünmemesinde fayda var. Peki ne zaman bulacağız başlığı yazı yazdıktan sonra. Ben şimdi bu başlıkta kompozisyon yazacağım, hayır tema verilir konu verilir ama başlık verilmez öğretmeni verilmez. Kendi yazısında ki en ilginç başlık ney ise onu başlık olarak tanıması güzel olur. Kahramanın ismi olabilir ne bilim bir vecihsinin ismi olabilir. Söylediklerinde yazdıklarında en ilginç neyse onu başlık olarak kullanabilir. Ama başlık dediğimiz de başlık böyle uzun uzun cümleden başlık olmaz. Üç dört kelimelik ya da beş kelimelik bir başlık en fazla çarpıcı çekici bir başlık bulması kompozisyonunun okunmasını arttırır.
Kompozisyonun bölümlerini göz önüne getirelim. Giriş gelişme ve sonuç. Şimdi giriş bölümünü ele alalım. Giriş bölümünde ne yapmak lazım neyi ele almak lazım. Şimdi giriş bölümünde hangi konuda yazı yazacağımızın belirtilmesi lazım. Usta yazarlar giriş bölümünde bunu yazmazlar. Çok tabi ustalıkla kelime oyunlarıyla bunu yazıya direk aktarırlar. Giriş bölümünde ne yazacağını şöyle değerlendirelim. Hangi konuyu aktaracağını anlatacak burada. Dolayısıyla bağlaçlar çok fazla olmamalı. Gerçi fakat ama lakin gibi bağlaçlar giriş bölümünde olmamalı. Giriş bir paragraf olabilir. Ama bazen bir cümlede bir giriş olabilir. Bir cümlede de illa ki giriş olmak zorunda değil hangi konuyu anlatacağını da birkaç cümleyle de ifade edebilir. Ama şunu bilmek önemlidir. Giriş bölümü dediğimiz de genellikle bir paragraflık dört beş cümleden oluşan bir şeyden söz edebiliriz.
Kesin bir kompozisyon nasıl oluşur diye düşünürsek giriş gelişme ve sonuç olarak söyleyebiliriz. Giriş bölümünden kasıt hangi görüşün ya da hangi düşüncenin savunulacağını ifade eden bir bölüm. Arkasından gelişme bölümünden ir kastımız o savunulacak olan görüşle ilgili verilerin fikirlerin ortaya konduğu bölüm. En sonunda da bütün bu ifadelerin nereye vardığı getiren bir sonuç bölümünden bahsediyoruz. Giriş gelişme ve sonuç… giriş bölümü dediğimizde mutlaka bir cümle veya paragraf olmasını kastetmeyiz. Giriş bölümünde bir giriş cümlesi olur ama arkasından birkaç cümle ile hangi görüşün savunulacağı detaylandırılabilir. Bir paragraflık bir giriş cümlesi genellikle ideal. Arkasından fakat ancak gibi ideal ifadelerin olmaması gerekiyor. Çünkü o bir söze başlamak gibi bir düşünceyi savunmaya başlamak gibi düşünülmeli. Gelişme bölümünde ortaya konulacak düşüncenin hangi verilerle destekleneceğini ifade etmeli. Orada bunları görmeliyiz. İşte burada fakatlar ancaklar gereklikler verilmeli referanslar gösterilmeli. Gelişme bölümünde. Bu gelişme bölümünü yine düşünecek olursak, yine bir paragraf olması gerekmiyor. Hani klasik bir kompozisyon düşünecek olursak, üç dört paragraftan oluşan bir gelişme uygun görebiliriz.
kpds baÅŸvuru yapma, kpds sonucunu kullanma
KPDS sınavı yılda iki kez kasım ve mayıs aylarında yapıla gelmiş olan bir sınavdır. Bu sınavlar yine sınav tarihinden bir ay öncesine internet sitesine yine www.ösym.gov.tr. Sitesinden takip edilerek ne zaman yapılacağı ve başvuruların ne zaman başladığı öğrenilebilir. Baş vuru tarihinden itibaren ösym bürolarına gidip form alınır ve ziraat bankasıyla halk bankasının şubesine belli bir ücreti vardır bu ücreti yatırırsınız arkasından tekrar isterseniz internet sitesinden kaydınızı yaptırabilirsiniz. İsterseniz ösym başvuru bürolarına giderek burada danışmanlık ücretini ödeyerek başvurularınızı tamamlayabilirsiniz.
Kpds sonucunu kullanabileceÄŸiniz yerler :
KPDS sınavını üç şekilde kullanmamız mümkün. Devlet memurları dil tazminatından yararlanabilmek için bu sınava girebilirler. Özel sektörde çalışanlar bazen seviyelerini görmek için bu sınavı isteyebiliyorlar. Ve en son akademik çalışmalarda ve akademik seviyeye yükselmek adına yüksek lisans doktor çalışmalarında bu sınavın skoru önemli olabiliyor.
TOEFL KPDS yerine kullanılabilir mi?
KPDS sınavı dil tazminatı ödemesi açısından diğer sınavlardan ayrılmaktadır. Bu yüzden TOEFL veya AITES sınavlarının dil tazminatı açısından kullanılması beklenmemektedir. Ancak bazı kamu kurum ve kuruluşlarıyla sektördeki kuruluşlar TOELF veya AITES gibi sınavlara tazminat ödemesi yapmaktadırlar. Bunun dışında yüksek lisans doçentlik doktoral çalışmalarda kullanıldığında TOELF veya AITES sınavı üniversitelerin kendi içlerinde almış oldukları kararlar doğrultusunda genellikle kabul görmektedir.

