Diş Röntgeni Nedir ve Ne Amaçla Kullanılır?

26 Temmuz 2010 Yazan GULSAH  
Kategori Sağlık

DİŞ RÖNTGENİ NEDİR VE NE AMAÇLA KULLANILIR?

 

    Diş röntgeni, doktor tarafından muayene sırasında göremediği diş ve dişeti rahatsızlıklarının x ışını sağlayan cihaz ile bulunmasıdır.

Ne amaçla diş röntgeni çekilir?

 

    Diş hekimi tarafından diş, dişeti ve kemiklerdeki rahatsızlıkların gözle görülür bulgularla desteklenmesini sağlar. Muayene sırasında diş ve dişetinin üzerindeki rahatsızlıklara bakarak bir teşhis konulurken, diş röntgeni ile diş kökü ve kemik yapısındaki rahatsızlıklarda görülür. Bu da başlangıçta olan ya da dışarıdan gözle görülemeyen rahatsızlıkların teşhis edilip erken tedavisine olanak sağlar. Ağız içerisinde ki diş yapısı bozuklukları herhangi bir iltihap varsa hangi dişten kaynaklandığı, diş köklerinde mevcut olan kırıklıklar, tümör ve kistler için röntgen çekmek en kesin sonucu verir.

Diş röntgeninin çocuğa zararı var mıdır?

Günümüzün ilerleyen teknolojisi ile röntgenden yayılan radyasyon minimal seviyededir. Modern tekniklerle röntgenden elde edilen fayda zararından daha çoktur. Bu yüzden çocuğunuzun röntgenden zarar görmesi söz konusu değildir.

Kaç çeşit diş röntgeni çekilebilir?

 

    Diş röntgeni ağız içi ve ağız dışı olmak üzere temelde iki tiptir. Ağız içinden diş röntgeni çekileceği durumlarda film ağız içine yerleştirilirken, ağız dışından çekilecek röntgenlerde ağız dışına yerleştirilir. Diş röntgeni ağız dışından çekilirse tüm çene ve yapı hakkında bilgi sahibi olma imkânı sağlarken, ağız içinden çekilen röntgen belirli bir alanı, dişi ve çevre dokusunu görmeye imkân verir. Bu yüzden ağız dışından çekilecek bir diş röntgeni daha fazla bilgi sağlar.

Diş filmi (diş röntgeni) hamilelere zararlı mıdır?

  • Hamilelik sırasında kullanılan ve kontrol edilmesi gerektiği açısından sakıncalı olan birkaç ilaç karşısında dental tedavi sırasında kullanılan lokal anesteziklerin herhangi bir yan etkisi olmadığı kanıtlanmış ve rapor edilmiştir.
  • Üretici firmanın önerileri doğrultusunda hareket edildiği takdirde lokal anestezi kullanımına karar verilmelidir.
  • Üretici firmanın herhangi bir uyarısı bulunmuyorsa lokal anestezi kullanmakta bir sakınca görülmez.
  • Hastanın ağrı duymaması ve durum karşısında daha az stres yaşaması anestezi altında iken mümkündür.
  • Hamilelik sırasında diş çekimine karar verilirse ya da bir müdahaleye gerek duyuluyorsa lokal anestezi kullanımında üretici firmanın önerileri dikkate alınmalı ve bu doğrultuda hareket edilmelidir. Bir uyarı bulunmuyorsa kullanılmasında sakınca bulunmamaktadır.
  • Bebek için sakıncası olmayan özellikle penisilin ve türevlerinin kullanımıdır.
  • Alınmaması gereken tetrasiklin grubudur. Bebeğin dişlerinde meydana gelen Tetrasiklin denilen renklenmeler gebelik sırasında kullanılan tetrasiklinden dolayıdır.
  • Üretici firmanın önerilerine uyularak ağrı kesici kullanılmalıdır.
  • Hamilelerde röntgen çekiminden kaçınılmalıdır. Kullanılan röntgenlerin radyasyon seviyesi çok düşük olmasına rağmen hamileler dikkat etmelidir ve kullanılmamalıdır.
  • Eğer çok acil ve zorunlu bir durum yoksa doğum sonrasında buna karar verilmelidir.
  • Radyasyon ışınına maruz kalınan dönem, kullanılan radyasyon miktarı ve çekilen bölgeye göre x ışınlarının ne kadar zararlı olacağı ve bebeğe zarar verip vermediği belirlenir.
  • Yine de diş röntgenlerinde ki kullanılan doz önemsenmeyecek seviyededir.
  • Eğer röntgen çekimi zorunlu bir durumda anne adayına kurşun yelek giydirilmelidir.
  • Küçük bir risk olasılığı bile olsa zorunlu olmadıkça röntgen filmi çekilmemeli ve röntgen çekilen alana girilmemelidir.
  • Eğer tedavi acil bir hale geldiyse ve bu yüzden röntgen filmi çekilmesi gerekli durumdaysa anneye özel koruyucu yapıda bir önlük giydirilmesi tavsiye edilir. Uygulanacak doz düşük olmalıdır ve hızlı film kullanılmalıdır.

 

Hamilelikte diş röntgeni filmi çekilmesi

    Diş röntgeninde bulunan radyasyonun miktarı 0.01 mili raddır. Bu yüzden hamilelikte diş röntgeni filminin çekilmesi güvenlidir. Hamilelikte bir bebeğin diş filminin radyasyondan zarar görebilmesi için 100.000 defa diş röntgeni çekimi gerekir.

Fetusta zekâ geriliğinin yaşanması için gebelik sırasında 10 radın üzerinde radyasyona maruz kalınması gerekir. Ayrıca fetus bu radyasyona maruz kalırsa göz anomalisi oluştuğu gözlenmiştir. Genellikle tanı koymak amaçlı kullanılan X-ışını filmi 5 raddan daha az radyasyon ihtiva etmektedir.

Ağız Kokusunu Önleyin

26 Temmuz 2010 Yazan GULSAH  
Kategori Sağlık

AĞIZ KOKUSUNU ÖNLEYİN

 

Belirtiler

Sarımsak ve soğan gibi yiyecekleri yedikten sonra oluşan koku

Sürekli hale gelmiş başka nedenlere dayanan ve rahatsız edici koku

Sosyal problemler ve stresten kaynaklanan koku

Nedenler

    Ağız kokusuna neden olan şeyler başlıca nelerdir bilirsek önlem alabiliriz. Bu nedenlerin başında ise sinüzit,ağız içi boşluğu,burun,,akciğer ve sindirim sisteminde var olan rahatsızlıklardır.

    Eğer sinüzit hastalığımız varsa süt ve süt ürünlerinden mümkün olduğunca uzak durmalıyız ve balgam söktürücü bitki ve ilaçları kullanmalıyız. Bu bitkilerin başında zencefil, tarçın, hardal, okaliptüs, anason, ısırgan otu, rezene ve kekik bulunmaktadır. Bu bitkilerin kullanımına öncelik tanımalıyız.

     Eğer ağız kokusu göğüs boşluğundaki organlara dayanıyorsa bunun tedavisi mutlaka doktora bırakılmalıdır. Sigarayı bırakmak ve C vitamini içeren sebze ve meyvelere ağırlık vermek kendimiz için yapabileceğimiz en etkili yollardandır. Özellikle havuç, brokoli, ıspanak ve portakal gibi turunçgiller tüketmek faydamıza olacaktır.

    Sindirim sistemine mide ülserine ve kabızlık gibi sorunlara dayanan rahatsızlıklarımız varsa bunlarda nefesimizin kötü bir koku yaymasına sebep olur. Nedenlerini ortadan kaldırmakla beraber o an için yapabileceğimiz nane şekeri veya sakızlarla bunun önüne geçebiliriz. Yine de bu rahatsızlığın nedenini öğrenmek ve en erken şekilde bir hekime muayene olmak en iyi çözümdür. Kabızlık sorunumuz varsa kepek ve tahıl içeren ekmek tüketmek, lifli meyve ve sebzeler yemek,keten tohumu ve bol su tüketmek yarar sağlayacaktır.

    Eğer dişlerimize ve ağız sağlığımıza yeteri kadar özen gösteriyorsak ve buna rağmen hala koku açısından rahatsızlık giderilememişse mutlaka bir diş hekimine veya uzman doktora başvurmalıyız. Ağız kokusundan dolayı sadece diş hekiminin değil kulak burun boğaz ve nöroloji doktorlarının da müdahalesi gerekebilir.

Ağız kokusuna göre hastalık teşhisi

     Ağız kokusu sorunu yaşamakta isek hekimler sizde var olan rahatsızlığın teşhisinde zorlanmayabilir. Yani ağız kokusu aslında sizde mevcut başka bir hastalığın belirtisi durumundadır. Bu gibi durumlar genellikle şöyledir:

Şeker komasına girecek olan ya da yaklaşmış olan bir hastanın nefesi aseton gibi bir kokudur.

İdrar zehirlenmesi yaşanıyorsa bu durumda nefes amonyak türü kokar.

Karaciğer yetmezliği olan bir hastanın nefesi ise balık gibi kokmaktadır.

    Ağız kokusunun genel olarak nedenleri ise ağız içi boşluğunda yer alan hastalıklardır. Diş çürüğü, apse, diş eti iltihaplanması ve dişleri düzgün bir şekilde fırçalamamaktan dolayı diş aralarında kalan besin artıklarının mayalanması olarak sayabiliriz.

    Kendinize nasıl yardımcı olabilirsiniz?

  • Tam tahıl ürünleri, zencefil, tarçın, hardal ve turp gibi besinleri bolca yiyin.
  • Şeker ve şekerli besinleri mümkün olduğunca az tüketin.
  • Soğan, sarımsak, alkol ve tütün ürünlerinden uzak durun.
  • Ve şifalı bitkiler tüketin.
  • Bitki karışımlarından oluşan çay için.
  • Çay reçetesi: 30 gram anason ve 20 şer gram  ada çayı ile kekik karışımından oluşan haşlama yöntemi ile elde ettiğiniz çayın ilk yudumunu ağzınıza alın birkaç defa ağız içerisinde dolaştırın. Bu şekilde tüm çayınızı için. Günde birkaç kez bu çay karışımını içebilirsiniz.
  • Bir elma yenilebilir veya anason tohumu çiğneyebilirsiniz.
  • İltihap önleyici ola biberiye ve nane karışımı ile yapılacak gargaralarda ağız kokusunun giderilmesine yardımcı olabilir.
  • Çay reçetesi: birer tatlı kaşığı biberiye ve naneyi iki su bardağı su ile kaynar suda haşlayın.10 dakika geçtikten sonra süzgeçten geçirin. Soğuduktan sonra içerisine 1 tatlı kaşığı mira tentürü ekleyin ve soğumasını bekleyin. Bir şişeye aktarabilirsiniz. Kullanmaya başlamadan önce şişeyi iyice çalkalayın ve ağzınıza bir yudum alıp çalkalayın ve tükürün.
  • Kakule çayı tüketebilirsiniz.
  • Rahatsızlığınız sindirim sisteminden kaynaklanıyorsa nane ve kimyon çayları yararlı olacaktır.
  • Mide asidinin az olmasından dolayı rahatsızlık yaşayanlar süt ve süt ürünleri tüketmemelidir. Yemeklerden sonra bir kimyon tanesi ağız içerisinde yavaş yavaş çevrilerek çiğnenebilir.
  • Yemeklerden sonra diş temizliği için mutlaka dişlerinizi düzenli fırçalamaya özen gösterin ve diş ipi kullanın. Eğer sindirim sistemi ve solunum sisteminden kaynaklanan bir hastalığınız varsa uzman bir doktora muayene olun ve doktor tavsiyesine sadık kalın.

Ayak Bileği Burkulmaları

26 Temmuz 2010 Yazan GULSAH  
Kategori Sağlık

ayak bileği burkulma tedavisi, ayak bileği burkulmaları, ayak bileği burkulmaları ortopedi, ayak bileği burkulması, ayak bileği burkulması iyileşme süresi, ayak bileği burkulması nedir, ayak bileği burkulması şişme, ayak bileği burkulması şişmesi, ayak bileği burkulması tedavi, ayak bileği burkulması tedavisi, ayak bileği burkulmasına ne iyi gelir

Ayak Bileği Burkulmaları

 

    Ayaklarımız ellerimizden daha çok deformasyona uğrayan uzuvlarımızdır. Öyle ki atlama, koşma, yürüme, zıplama vs. gibi faaliyetlerin üzerine tüm vücudun ağırlığını taşıyan ayaklardır. Bu yüzden herhangi bir burkulma incinme durumunda tedavi olmazsak uzun süreli sorunlara yol açar ve sakatlık bile olabilir.

 

Anatomi

    Ayak,3 adet bağdan ve ayak bileğinin dış kısmında yer alan bağ kompleksinden oluşur. Bunları şu şekilde sayabiliriz: anterio talofibular ligament,posterior talofibular ligament ve kalkaneofibular ligamenttir. Bu bağlar ayaklarımızın içe doğru dönmesini engeller ve dışarı doğru çıkmamasını sağlar.

 

Sebepler

    Ayak bileği burkulmaları koşarken, yürürken, merdiven inerken-çıkarken, kaldırımdan inerken günlük yaşantı sırasında ya da spor aktivitesinde her zaman başımıza gelebilir.

En sık rastlanan yaralanma tip ise inversiyon tipi yaralanmalardır. Bu tip yaralanmada ayak yan bağı kopar yaralanır. Yani yaralanma sırasında ayak içe doğru döner ve ayağın dış kısmına basarız. Dış yan bağlarının yırtılması sadece sporcuların başına değil normal insanlarında başına gelebilir.

Belirtiler

     Ayak bileği burkulması sırasında kopma sesi duyabiliriz. Bu bağ yırtılması sebebi olabileceği gibi kırılma sonucu da oluşabilir. Hasta ilk başta yaralanma dışında bir şişlik ve morluk gözleyebilir. Ayakta zonklama diye tabir edilen rahatsızlık ortaya çıkabilir. Hasta ayağa kalktığı zaman ayak üzerinde duramaz veya basamaz hale gelir. Şişlik yerini birkaç gün sonra morarmaya bırakacaktır. Morarmanın sebebi ise ayak içindeki kanama sızıntısından kaynaklanır.

Tanı

    Bu tip travmalarda genellikle ayağı fazla zorlamamak ve birkaç gün istirahat gerekir. Ayak üzerine soğuk kompleks uygulamak faydalıdır. Sorun giderek artıyorsa acilen bir doktora başvurmak gerekir. Doktora gidildiği zaman ilk olarak tanı koymak için detaylı fiziki inceleme gerekir. Eğer ayakta bağ yırtılması şüphesi varsa stres röntgenleri denilen ve ayağı zorlayarak çekilen röntgenler gerekir. Kırık şüphesinde ise ayak bileği röntgeni çekilir. Bu tür işlemler ayak şişliğinin inmesi için birkaç gün beklendikten sonra yapılır. Eklem yaralanmasından şüphe ediliyorsa vakaya MR tetkiki yapılır.

Tedavi

    Olayın olduğu ilk andan itibaren müdahalede bulunmak çok önemlidir. Yaralıya yardım ederek yürümesine yardımcı olmak ve ayağı yere basmamasına önem gösterilmelidir. Ayakta meydana gelen travma ya da yaralanma sonrasında ayağa elastik bandaj sarılmalı ayak yukarı yönde kaldırılmalıdır. Ayak içerisinde ki olası sızıntıya ve ağıya karşı bandaj üzerinden buz torbası uygulanır. Bu amaçla spor salonlarında veya spor yapılan ortamlarda buz torbası bulundurmak faydalıdır.( Buz torbasının cilde direk olarak uygulanmamasına dikkat ediniz. Bu durumda ciltte yanıklar oluşabilir)

    Yaralı daha sonrasında hastaneye götürüldüğünde ilk tetkikler yapılarak tedavi için gerekli işlemlere karar verilir. İncinme ya da hafif bir durum söz konusu ise hastaya istirahat verilir. Kırılma ve çatlak gibi durumlarda ilaç ve alçı tedavisi uygulanır. Daha sonraki aşamalarda fizik tedavi gerekirse bu tedavi ile bağların ve ayağın uygun pozisyonda kalması sağlanır. Fizyoterapi ile ayak eklemlerinin iyileşmesi, adalelerin güç kazanması sağlanır. Yaralanan kişi özel olarak spor alanıyla ilgiliyse ve yeniden dönmek istiyorsa özel bir ayak bilekliği kullanması gerekir. Birçok kişide uzun süre geçmeyen ağrılar ve tekrarlayan burkulmalar meydana gelebilir. Bağın yeterince iyileşememiş olması, sinir yaralanmaları ve eklem içindeki kırıklıklar bu tekrarlayan burkulmalara neden olabilir ve tedavisinin yapılması gerekir.

Diş ağrısı ve tedavisi

24 Temmuz 2010 Yazan GULSAH  
Kategori Sağlık

diş ağrısı, diş ağrısı için dua, diş ağrısı için ilaç, diş ağrısı için şifalı bitkiler, diş ağrısı nasıl geçer, diş ağrısına çözüm, diş ağrısına ne iyi gelir, diş ağrısını ne geçirir, diş ağrısını ne keser, diş çürüklerinin nedenleri, diş çürüklerinin sebep olduğu hastalıklar, diş çürüklerinin tedavi edilmediği takdirde ne tür hastalıklara yol açar

 

DİŞ AĞRISI

   Diş ağrısı, 7’den 70’e herkesin hayatında bir ya da birden fazla döneminde can sıkıcı ve şikâyet edilen bir sorundur. Genellikle hafif olarak başlayan diş ağrılarını dikkate almayıp daha sonra dayanılmaz boyut geldiği an doktora başvurmaktayız. Yine ihmal edilen bu ağrılar çeşitli ağrı kesiciler ile önlenmek istenerek başka bir tahrişi tetikler. Çünkü ağrı kesiciler kimyasal yapılarından dolayı diş eti ve çevresindeki dokunun tahriş olmasına yol açar. Buda zaten ağrı halinde olan dişin başka sorunlarda yaşamasına neden olur.

   Diş ağrısının nedenlerini şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Diş çürümesi
  • Diş minesinin aşınmaya uğraması
  • Diş etlerinin ve etrafındaki dokunun iltihaplanması
  • Diş apseleri
  • Dişin gömülü olması
  • Diş hastalığı dışında sinüzit gibi ağız dışı hastalıklar
  •  

   Bunlar içerisinden en sık rastlanılan rahatsızlık diş çürükleridir. Ağız hijyenine yetersiz ilgi gösterilmesinden dolayı toplumumuzun %97 sinde diş çürüğüne rastlanmaktadır. Yumuşak ve florürlü diş macunlarıyla diş fırçalamayı alışkanlık haline getirmek bu çürükleri önleyebilir. Özellikle şekerli yiyeceklerden ve asitli içeceklerden sonra dişte kalan kalıntıların bakteri olarak çoğalmasını önlemek için mutlaka daha sonrasında diş fırçalamaya özen gösterilmelidir. Çünkü şekerli ve unlu yiyeceklerden sonra ortaya çıkan bakteriler asit oluşturmakta ve bu da dişin koruyucu yapısını bozarak ağrıya sebebiyet vermektedir.

    Diş ağrıları kendisini zonklama diye tabir edilen şekilde gösterir ve rahatsızlık verir. Bu zonklama giderek artar ve yerini şiddetli ağrıya bırakır. Diş ağrısıyla beraber bir şişlikte mevcutsa dişin apse yaptığı ihtimalini göz önünde bulundurarak soğuk-sıcak etkileşimine dikkat etmeliyiz. Eğer yüzde belirgin bir şişlikte varsa bunu buz kompleksi ile bastırabiliriz. Yiyecek ve içeceklerin sıcaklığı ya da soğukluğu diş üzerindeki etkisi olumsuzsa diş hassasiyeti başlamış demektir. Olduğunca dikkat etmeli ve dişlerde minik kırılmalar olup olmadığını gözlemlemeliyiz. Tabiî ki mümkün olduğunca erken tedavi için diş hekimine başvurmayı ihmal etmemeliyiz. Ağrının kendiliğinden geçmesini beklememeliyiz.

   Diş ağrısı başladığı zamandan hekime gideceğimiz zaman aralığında kendimiz şu önlemleri alabiliriz ve şunlara dikkat etmeliyiz:

  • Ağrımakta olan diş üzerine herhangi bir ağrı kesici ilaç ve ya aspirin konulmamalıdır. Daha önceden de belirttiğimiz gibi ağrı kesiciler içerisindeki kimyevi maddeler diş eti ve çevre dokuların tahriş olmasına yol açar ve diş ağrısına artı olarak başka bir ağrıya da yol açar.
  • Sadece diş doktoruna gidilmeden önce bir kez ağrı kesici ilaç alınabilir.
  • Çürük nedeni ile diş üzerinde oluşmuş bir oyuk bulunuyorsa buraya bir karanfil yağı damlatılmış pamuk konulabilir. Karanfil yağı diş ağrısının azalmasını sağlayacaktır. Karanfil yağının da tahriş edici özelliğini göz önünde bulundurarak diş etine doğru bir sızıntı yapmaması için dikkat ederek uygulamalıyız.
  • Her şeyden önce en kısa sürede diş hekimine başvurmak sağlığımız için en iyi yoldur.

Kanal tedavisi

24 Temmuz 2010 Yazan GULSAH  
Kategori Sağlık

                                

kanal tedavisi, kanal tedavisi acı verir mi, kanal tedavisi acıtır mı, kanal tedavisi acıtıyormu, kanal tedavisi ağrı, kanal tedavisi ağrı yaparmı, kanal tedavisi apse, kanal tedavisi aşamaları, kanal tedavisi belirtileri, kanal tedavisi diş, kanal tedavisi diş ağrısı, kanal tedavisi fiyatı, kanal tedavisi fiyatları, kanal tedavisi geçici dolgu, kanal tedavisi hangi durumlarda, kanal tedavisi kaç dakika sürer, kanal tedavisi kaç gün sürer, kanal tedavisi kaç lira, kanal tedavisi kaç para, kanal tedavisi kaç seansta biter, kanal tedavisi komplikasyonları, kanal tedavisi nasıl olur, kanal tedavisi nasıl yapılır, kanal tedavisi nasıl yapılır nedir, kanal tedavisi ne demek, kanal tedavisi ne kadar, kanal tedavisi neden yapılır

   KANAL TEDAVİSİ

 

 Kanal tedavisi ne gibi durumlarda uygulanır?

    Dişler gerek ağız sağlığı ve estetiği olsun gerekse diş sorunlarından etkilenen organlar açısından olsun hayati bir fonksiyona sahip yapıdır. Dolayısıyla yapay bir dişin doğal bir dişin yerini tutamayacağını bilerek onlara gereken özeni göstermeli ve onlara mümkün olduğunca dikkat etmeliyiz.

    Dişlerimizden herhangi biri hasara uğradığı zaman yani hastalandığında, çürüdüğünde vs gibi durumlarda en bilinen ve kullanılan yöntemlerden birisi de kanal tedavisi (endodonti) dir.

Kanal tedavisi hasara uğramış tedavi edilmesi gereken dişlerde uygulanır ve dişin korunmasına yardımcı olur. Sinir, kan ve lenf damarlarını içeren ve dişin içinde bulunan yumuşak katman (pulca) kendi kendini onaramayacak kadar hasara uğradığı durumlarda fonksiyonunu kaybeder. Pullanın ölümüne yol açan, kırık veya çürük dişler içerisine yerleşen bakterilerdir. Bu bakteriler zamanla diş içerisinde ve özünde iltihaplanmalara sebep olur. Eğer iltihaplanan ve hasar gören pulca çıkarılmazsa enfeksiyon büyüyerek daha kötü sonuçlara yol açar ve dişinizi tamamen kaybedebilirsiniz.

Kanal tedavisi (endodonti) nedir ve nasıl uygulanmaktadır?

    Kanal tedavisi diş içerisinde bulunan pulpanın kurtarılamayacak derecede hasar görmesi sonucunda diş içerisinden eğe adı verilen aletle çıkarılması işlemidir. Eskiden bu tip hasta dişler direk çekilmekte iken, günümüzün gelişen tıp teknolojisi ile dişi kurtarmak mümkün hale gelmiştir.

    Dişte meydana gelen derin çürük veya hasardan dolayı pulca kendi kendini yenileyemeyeceği duruma geldiği takdirde diş sahip olduğu canlılığını yitirir. Daha sonrasında enfeksiyon dişin kökündeki dokulara kadar inebilir ve çene kemiğine ulaşan enfeksiyon aşındırıcı duruma gelebilir. Dişte oluşan bu apse ise dayanılmaz ağrı ve şişliğe yol açar. Kanal tedavisi uygulanmayan iltihaplı bir çürüğün ya da hasarın bu sonuca ulaşması kaçınılmazdır.

 

Kanal tedavisi süreci ve aşamaları

  • Tedavi sırasında hastanın acı ve ağrı hissetmemesi için hasarlı dişe anestezi yapılır.
  • İkinci aşamada diş içerisinde hasara yol açan çürük temizlenir.
  • Dişin özü olan kısma gelince yumuşak ve hastalanmış doku çıkarılır. Burada kalan sinir ve artık dokular temizlenir.
  • Diş kökü ucuna kadar olan kısımda kanal genişletilerek şekil alması sağlanır. Doktorun uygun gördüğü hallerde iyileştirme sürecini hızlandırmak için takviye ilaçlar uygulanabilir.
  • Diş iyileşene kadar geçen seanslarda diş üzerine geçici olarak dolgu maddeleriyle kaplama yapılır.
  • Dişin iyileşme süreci tamamlandıktan ve diş içerisinden iltihap gelmesi durduktan sonra kanal tedavisi uygulanan kanal bölgesine özel bir dolgu maddesi ile kök ucuna kadar olan bölüm doldurulur.
  • Bazı vakalarda seanslara gerek duyulmadan tek seansta sağlıklı bir sonuç almak ve iyileşme neticesinde kanal tedavisini sonlandırmak mümkündür.

 

Kanal tedavisi görmüş bir hastanın diş ömrü ne kadardır?

    Sağlıklı bir dişe gösterilen özen aynı şekilde kanal tedavisi görmüş olan dişe de gösterilirse ve enfeksiyon olmazsa dişe uygulanan dolgu hayat boyunca kullanılabilir. Her zaman düzenli bir şekilde diş hekiminize gitmek yeni bir enfeksiyon ya da riskin önüne geçmek için yararınıza olacaktır. Günlük olarak dişe gerekli bakım ve önem gösterildiğinde dişte tekrar aynı sorunların yaşanması önlenmiş olur.

 

Kaş kaldırma estetiği

24 Temmuz 2010 Yazan GULSAH  
Kategori Sağlık

kaş kaldırma, kaş kaldırma ameliyatı, kaş kaldırma ameliyatı fiyatı, kaş kaldırma ameliyatı izle, kaş kaldırma ameliyatı videosu, kaş kaldırma ameliyatları, kaş kaldırma botoks, kaş kaldırma botox, kaş kaldırma egzersizleri, kaş kaldırma estetiği, kaş kaldırma estetik fiyatları, kaş kaldırma fiyatı, kaş kaldırma hareketleri, kaş kaldırma operasyonu, kaş kaldırma operasyonu fiyatları, kaş kaldırma ücreti, kaş kaldırma videosu, kaş kaldırma yöntemleri

KAŞ ESTETİĞİ (KAŞ KALDIRMA)

  Kaş yüz ifademizi etkileyen en önemli unsurlardan birisidir. Çünkü kaş şekli yüzümüze sevinçli, mutlu, sinirli ifadesi verirken biz kadınlar için güzellikle bağdaştırılan vazgeçilmezlerden birisidir. Çoğunlukla biz kadınlar kalkık ve uzun kaş boyuna sahip olmak isteriz.

   Kaşlar her şey gibi yer çekimine boyun eğen bölgelerimizden birisidir. Bu yer çekiminin etkisiyle maalesef kaşlar aşağı doğru sarkar ve bizi olduğumuzdan daha yaşlı, yorgun ve üzgün görünmemize neden olur. Bu gibi durumlar dışında yüzde meydana gelen felç, travma, tümör gibi hallerde yine kaşların sarkmasına sebebiyet verir. Bazı vakalarda kaşlar göz kapağının da düşmesi ile birlikte olan sarkma öyle bir hal alır ki hastanın görüşünü bile engelleyebilir.

   Kaşlarının kalkık gözükmesini isteyen kadınların genellikle başvurdukları yöntem sadece görünüm açısından bir form veren kaş alma işlemidir.

   Daha uzun süre kalıcı bir etki sağlamak içinse kaş kaldırma ameliyatları yapılmaktadır. Kaş kaldırma ameliyatı tek başına uygulanabileceği gibi alın ya da yüz germe ameliyatları ile birlikte de estetik görünüme kavuşabilir. Göz kapağında meydana gelen torbaların alınması için yapılan ameliyat ile yine kaş kaldırma operasyonu istenen sonuca ulaşabilir. Kaşların düşme ve sarkma durumlarında ise en uygun sonucu veren alın germe ameliyatıdır.

  Eğer kaşlarda herhangi bir sarkma mevcut değilse ve yine de kaşlarımızın dış kenarlarının olduğundan daha kalkık gözükmesini istiyorsak alın germe uygulamasına gerek duyulmaz. Tek başına sadece kaş kaldırma işlemi yapılacağı zaman lokal anestezi altında yapılması mümkündür.

   Kaş kaldırma ameliyatı saçlar arasındaki deriden birkaç santim kesi ile içeriden girilerek kaş altındaki dokunun yukarı doğru çekilerek kesinin olduğu bölgeye tekrar dikilmesidir. Ameliyat  saçlı bölgede olduğu için ve deri içerisinden gerçekleştirildiği için gizli kalır ve dışarıdan bakan birisi bu ameliyat izini göremez. Hastada ameliyat sonrasında dayanılmayacak ağrılar olmaz ve günlük yaşantısına dönebilir. Ameliyattan 2 gün sonra istenilirse banyo yapılmasında mahsur yoktur.

Penis Estetiği

24 Temmuz 2010 Yazan GULSAH  
Kategori Sağlık

penis ameliyatı, penis ameliyatları, penis büyütme, penis eğriliği, penis estetiği, penis estetik ameliyatları, penis kalınlaştırma, penis uzatma

 

Penis Estetiği

   Günümüzde bayanlar kadar erkekler de dış görünümüne önem vermekte ve her zaman için daha mutlu daha sağlıklı olmak için yapılması gereken işlemlerden kaçınmamaktadırlar. Erkekler genel olarak penislerindeki çeşitli şekil ve yapısal bozuklardan dolayı rahatsız olmakta ve bu şikâyetlerini gidermek amacıyla ameliyat olmak istemektedirler. Yıllardır yurtdışında popüler olarak hızla artan bu estetiksel girişimler artık günümüzde yurtiçinde de istekle doğru orantılı olarak hızla artmaya ve önem gösterilmeye başlamıştır. Birçok nedenden dolayı meydana gelen travma, doğuştan ve ya yanlış sünnet hataları gibi bozukluklar olsun hem de kişinin kendi isteği ile beraber kalınlaştırma eğriliği düzeltme gibi operasyonlarda bu ameliyat ile yapılabilir.

    Bir penis normal bir durumdan ereksiyon haline geçiş sırasında enine ve boyuna olarak kalınlaşma görülür. Ereksiyon hale gelmiş bir penis için 13-14 cm boyutlar olmak üzere 12 cm ve üzerine normal denilir. Bu ölçülerden daha aşağıda olan penislerde kısa olarak kabul edilir.Aynı şekilde penisin normal durumlardan kalın ya da ince olmasına bağlı olarak kişide kaygı ve sıkıntı durumu ortaya çıkar. Bu bozukluğun giderilmesi içinde tıbbi olarak düzeltme işleminin yapılmasına karar verebilir.

   Erkeklerde genel olarak genital şekil bozukluklarına bağlı olarak şikâyet ettiği durumlar şöyledir:

  • Penis kalınlığının normalden daha ince ve ya daha kalın bir görünüme sahip olması
  • Penis uzunluğunun normalden daha kısa olması
  • Sünnet hatalarına bağlı olarak meydana gelmiş şekil bozuklukları
  • Penis üzerindeki kıllı bölgede aşırı yağlanma olmasına bağlı rahatsızlıklar

 

PENİS BOYU UZATMA AMELİYATI

    Penisin kısa olduğunu düşünen erkekler için gerçekleştirilen bu ameliyatta uygulanan işlemleri şu şekilde aktarabiliriz:

    Yapılan penis uzatma operasyonu genellikle penisi vücuda bağlayan bağların (ligament) kesilerek içeride kalan penis kısmının dışarı çıkarılması işlemidir. Bu ameliyat sırasında bilinmesi gereken penisin normal durumda iken olmasıdır yani normal durumdayken bir uzama sağlanır. Burada ereksiyon halinde olan bir penisin uzaması işlemi olmadığını belirtebiliriz. Bu estetik ameliyatta göz önünde bulundurulması gereken en önemli nokta penisin deformasyona karşı hassasiyetinin azalabilmesidir.

    Peniste meydana gelen şekil bozukluklarının ülkemizde en sık rastlanan durumu ise sünnet sonrasıdır. Sünnet esnasında yapılan hataların sonucunda penis derisinde kısalma durumu ortaya çıkabilir. Bu gibi şikâyetlerde Z plasti (Cilt yaraları ve cilt kontraktürlerini düzeltmek için yapılan ameliyat), V-Y ilerletme teknikleri ya da deri yaması (grefti) kullanılarak deri boyunun arttırılması ile şikâyetler ortadan kalkabilir.

   Penisin gömülü olması durumunda bir yapısal sorun olmayabilir. Bu tip şikayetler bireyin aşırı kilosuna bağlı olarak yağlanmadan dolayı penisin gömülü gibi görünmesine yol açar ve kısa olarak nitelendirilmesine sebep olabilir. Yine bu durumda genital bölgede bu görünüme sebebiyet veren fazlalık yağ dokusu çıkarılarak istenen artışsal forma kavuşması sağlanır.

PENİS KALINLAŞTIRMA AMELİYATI

    Bu tip şikâyetlerde hastanın isteğiyle orantılı olarak penisin kalınlaşmasına yardımcı olacak şekilde yağ enjeksiyonu, doku transferi veya dolgu maddeleri kullanılabilir. Bu işlemlerin arasından en çok kullanılan yöntem iste yağ enjeksiyonu uygulamasıdır.

   Yağ enjeksiyonu, aynı hastanın başka bir doku alanından yağların alınıp enjekte edilecek bölgeye göre işlemden geçirildikten sonra istenilen alana enjekte edilerek aktarılmasıdır.

   Yağ enjeksiyonu ile istenilen bölgeye aktarılan yağların %40 ‘ı 6 ay sonra kalıcı olarak sağlanır. Bu nedenden dolayı bazı hallerde yeniden işlemin tekrarlanması gerekebilir. Yağ enjeksiyonunu fazla olması kalıcılığı sağlamak için tek başına yeterli değildir ve kalıcılığı artıran bir yöntem değildir. Yani başarı sağlamak yağ enjeksiyonunu fazla kullanmakla doğru orantılı değildir.

   Yağ enjeksiyonu işleminde yağlar alınacak bölgeden liposuction yöntemi ile sağlanır. Bu sayede hasta hiçbir şekilde hissetmeden ve operasyonda genel anestezi almadan ameliyatı tamamlanır ve günlük yaşantısına kaldığı yerden devam edebilir. Ameliyat yaklaşık 1,5 saat sürmektedir ve hasta evine gider. Ameliyattan sonra hastada herhangi bir iz kalmamakla beraber penis üzerinde oluşan ödemler 1 haftaya kadar kaybolur ve daha iyi hale gelmesi için 1 ay yeterli bir süredir. Bu da hastaların ameliyat sonrasında 3-4 haftaya kadar cinsel aktiviteden uzak durmasını gerektirir.

PENİS EĞRİLİĞİ DÜZELTME AMELİYATI

   Bu tip şikâyetlerde yine doğuştan veya sünnet hataları yüzünden meydana gelmektedir. Vakada penis şekil bakımından ereksiyon halinde iken bir yöne doğru eğilmiş durumdadır. Eğrilik tanısının tam olarak net bir şekilde konması için penisin ereksiyon durumda iken teşhis edilmesi gerekir. Yine bu şikâyetin ameliyat ile düzeltilmesi mümkündür.

 

Dudak Dolgunlaştırmak

24 Temmuz 2010 Yazan GULSAH  
Kategori Sağlık

    dolgun dudaklar, dolgun dudaklar için, dolgun dudaklar için bitkisel öneriler, dolgun dudaklar için bitkisel yöntemler, dolgun dudaklar için doğal yöntemler, dolgun dudaklar için maske, dolgun dudaklar için ne yapılmalı, dolgun dudaklar için ruj, dudak dolgunlaştırıcı, dudak dolgunlaştırıcı bitkiler, dudak dolgunlaştırıcı fiyatları, dudak dolgunlaştırıcı krem, dudak dolgunlaştırıcı ruj, dudak dolgunlaştırıcı ruj markaları, dudak dolgunlaştırıcı ürünler, dudak dolgunlaştırma, dudak dolgunlaştırma fiyatı, dudak dolgunlaştırma fiyatları, dudak dolgunlaştırma yöntemleri

 

Dudak Dolgunlaştırma

Doldun dudaklar kadınların seksi görünmesini sağlayan etkenlerin başında gelir. Bir kadının güzelliğini tamamlayan, seksiliğini ön plana çıkaran ayrıntılardan biri olan dolgun dudaklar, birçok kadının gerek makyaj hileleri ile gerek dudak dolgunlaştırıcı krem veya dudak dolgunlaştırıcı rujlar kullanmalarıyla aşmaya çalıştıkları estetik kaygılardan biridir.

Bazı kadınlar doğuştan kalın ve biçimli dudaklara sahip iken, bazı kadınlar bu kadar şanslı olamayabiliyor. İşte bu ince dudaklı ve kendini şansız hisseden kadınların imdadına dudak dolgunlaştırıcı yöntemler yetişiyor.

Kadınların yaşlarının ilerlemesi veya menopoza girmesi sebebiyle dudakları olduğundan daha ince bir görünüme bürünebiliyor. Estetik ameliyat olarak dudaklarını dolgunlaştırmak gibi çarelere uzak olan kadınların başvurdukları ameliyatsız dudak dolgunlaştırıcı uygulamalar oldukça talep görüyor.

Günümüzde Operatif dediğimiz yöntemlerle kadınların dudaklarına kendi bedenlerinin başka bir bölgesinden alınan bir miktar yağ parçaları enjekte edilerek, dolgun ve seksi dudaklarına kavuşması sağlanıyor. Ancak bu tür işlemlerin kalıcı olma süresi oldukça kısa olduğu için bu yöntem yerine şu sıralar uygulanması hem daha kolay olan hamda kullanım süresi ve kalıcılığı daha uzun vadeli olan bazı dolgu maddeleri ile dudaklar dolgunlaştırılıyor.

Dudak dolgunlaştırma yani dudak estetiği, dudağınızın kırmızı bölümünden beyaz çevre çizgileri içersindeki alana dolgu maddeleri enjekte edilerek dudaklarınız daha dolgun ve çekici bir görünüme kavuşturuluyor. Bunun yanında dudaklarınızın mukoza ve philtrum bölgelerinin içlerine enjekte edilen dudak dolgu maddeleri son derece estetik görünümlü dolgun dudaklara kavuşmanızı sağlıyor. Seksi ve dolgun dudaklara kavuşmanız için enjekte edilen bu dudak dolgu madeleri genelde hyalüronik asit içeren preparatlar kullanılabilmekle birlikte hidroksiapatit içerikli dolgu maddelerinden oluşuyor.

Önceki yıllarda dolgun dudaklar için dudak silikonları kullanılmış olsa da, zaman içersinde bu uygulanan dudak silikonlarının dudakların sağlığı için pek de uygun olmadığı görülmüş ve bu uygulamadan uzaklaşılmıştır.

Dudak dolgunlaştırıcı uygulamaları yaptıracağınız zaman doktorunuzun tecrübesi çok önemlidir. Dudağınıza kullanılan dolgu maddesinin sizin sağlığınıza zarar vermemesi ve ulaşılan görüntünün yüzünüzde doğal bir ifade vermesi dudak dolgunlaştırma uygulamasının başarılı olması için kesinlikle olması gereken hususlardır.

Karın germe ameliyatı abdominoplasti

24 Temmuz 2010 Yazan GULSAH  
Kategori Sağlık

 

karın germe, karın germe ameliyatı fiyatları, karın germe ameliyatı görüntüleri, karın germe ameliyatı nedir, karın germe ameliyatı olanlar, karın germe ameliyatı olanların yorumları, karın germe ameliyatı riskleri, karın germe ameliyatı sonrası, karın germe ameliyatı videoları, karın germe ameliyatı videosu, karın germe ameliyatları videosu, karın germe egzersizleri, karın germe estetiği, karın germe fiyat, karın germe fiyatı, karın germe fotoğrafları, karın germe hareketleri, karın germe izmir, karın germe öncesi sonrası, karın germe operasyonu, karın germe operasyonu izle, karın germe sonrası, karın germe yorumları

 

KARIN GERME AMELİYATI (ABDOMİNOPLASTİ)

    Karın bölgesi, kendine dikkat eden ve bakımlı bir insan için dış görünümünden taviz vermek istemeyeceği bir bölgedir ve görsel olarak önemli bölgelerden birisidir. Dolayısıyla karın bölgesinde oluşan sarkıkları ve yağlanmaları gizlemek için bireyler kamufle etme yollarına girişirler. Her ne kadar dıştan form verilerek bir nebze başarılı olunsa da korse ve kıyafetler çıkarıldıkları an yine başa dönüş noktasıdır. Bu sorundan kurtulmanın kalıcı ve tek yolu ise karın germe ameliyatından geçmektedir.

    Karın germe ameliyatı göbek ile kasık bölgesi arasında kalan yağ dokusu ile sarkık ve çatlak deriden fazlasının çıkarılarak kalan derinin aşağı doğru gerdirilmesi işlemidir. Bu sayede karın bölgesinde oluşmuş sarkıklık ve gevşeklik giderilir.

    Bayanlarda doğum öncesinde çatlaklar ve doğum sonrasında sarkıklar meydana gelmektedir. Özellikle doğum sonrası bu sarkma ve çatlaklar gevşemeyle birlikte daha belirgin hale gelir. Çünkü karnı çevreleyen ve karın içi organları koruyan kaslar sağlamlığını yitirir ve gevşeme oluşur. Bu tür fizyolojik bozukluk meydana gelmiş hastalarda eğer fazlalık varsa karın germe ameliyatı uygun görülür. Eğer deride bir fazlalık yoksa hastalara liposuction uygulanmaktadır.

AMELİYATA UYGUN ADAYLAR

ü     Karın derisinde gözle görülür gevşeme ve sarkıklık meydana gelmişse

ü     Karında deri fazlalığı ve yağ oranı fazlalığı varsa

ü     Karın kaslarında gevşeme ve bununla beraber kaslar arasında açıklık varsa

ü     Karında önemli denilecek kadar belirgin çatlaklar varsa

Karın germe ameliyatı olmak için gerekli şartlara sahipsinizdir.

     Karın germe operasyonu genel anestezi altında uygulanan bir ameliyattır. Ameliyatta iki yöntem kullanılır:” abdominoplasti ve mini abdominoplasti”. Mini abdominoplasti sarkmanın az sayılacağı durumlarda, abdominoplasti ise karın duvarı da dahil olmak üzere deformasyonun ve sarkmanın önemli ölçüde olduğu durumlarda kullanılır. Eğer mini abdominoplasti uygulanacaksa lokal anestezi ve sedasyon kullanılabilir. En başta karın bölgesinde ki yağ fazlalıklarından başlanır ve bunun için liposuction uygulanır. Sonra kasık bölgesinin her iki arasındaki bölgeye girilerek bir kesi girilir ve fazlalık olan deri kesilerek çıkartılır. Karın kasları ortada toplanır ve sıkılaştırılması sağlanır. Kesilen bölgede göbek deliği de olduğu için geriye kalan deri üzerinde göbek deliği açılır ve göbek deliği girişine tutturularak tabakalar onarılır ve dikiş işlemine geçilir. Sonuç olarak bel ve karın bölgesinin birbirine uyumu sağlanır bu da düzgün bir görünüme kavuşmak için uygun şekli sağlar.

    Ameliyat sonrasında cilt altında birikecek sıvı ihtimaline karşın sıvıları dışarı almak için bir dren yerleştirilir. Sıvıları dışarı almada yardımcı olan bu dren genel olarak 2-4 günde alınmaktadır. Ameliyata ait dikişler ise ortalama olarak 12. günde alınır. Bu süre içerisinde hasta günlük yaşantısına ve faaliyetlerine geri dönebilir. Hastanın motivasyonu ve durumuna bağlı olarak bu süre orantılıdır. Ameliyattan sonraki ilk haftalarda morluk ve şişliklerin olması normal karşılanmalıdır. Zamanla bu morluk ve şişlikler azalarak yerini normal bir görünüme bırakacaktır. Oluşan izlerde aynı şekilde zamanla daha doğal bir görünümle kaybolacaktır. Fakat oluşan şişliklerin tamamen geçmesi ve ameliyattan beklenen sonucun tamamen alınabilmesi için 1 ay kadar beklemek gerekir.

     Kısmen ve ya toplamda olsun, abdominoplasti karın kasları gevşek ve zayıflamış bir hasta için olumlu ve mükemmel sonuç verir. Birçok şikâyette düzenli bir diyet sistemine ve düzenli bir egzersiz etüdüne sadık kalınırsa ameliyattan elde edilen sonuçların kalıcı olmasını sağlanır.

    Karın germe ameliyatı (abdominoplasti),eğer istenirse liposuction göğüs dikleştirme ameliyatı ve ya kol-bacak germe ameliyatı olacak hastalarda beraberinde uygulanabilmektedir.

    

Göğüs dikleştirme ameliyatı

23 Temmuz 2010 Yazan GULSAH  
Kategori Sağlık

  dik göğüsler, dik göğüsler için, göğüs büyütme, göğüs büyütme ameliyatı, göğüs dikleştirmek, göğüs sarkmaları, göğüsleri dikleştirmek için, meme dikleştirme ameliyatı, meme dikleştirme estetiği, meme dikleştirme estetik ameliyatı, meme protez                                                                                                        

   GÖĞÜS DİKLEŞTİRME

    Göğüsler, kadının ergenlik döneminden itibaren hem fiziksel hem de psikolojik olarak gelişmesiyle beraber değişiklikler yaşamakta ve kadın için estetiksel olarak tamamlayıcı bir unsura ve görünüme kavuşmaktadır. Anneler için bebeğin hayati bir fonksiyonu olan göğüsler hem emzirme dönemi hem de bu dönem sonrası başta olmak üzere kadının tüm hayat evrelerinde psikolojik ve fiziki görünüm açısından önemli bir konuma sahiptir.

    Hamilelik dönemi dışında da kadınlarda göğüsler kilo artışı ve kilo kaybı sırasında vücutta estetik olarak en çok etkilenen bölgedir. Bu da kadın için düşünsel olarak ve fiziksel olarak yıpratıcı bir hal alabilir. Bu tür nedenlere dayanarak oluşan sarkıklar göğüs dikleştirme ameliyatı ile sağlıklı bir görünüme kavuşturulabilir. Bu ameliyat ile göğüste sarkıklık dışında oluşan ya da yapısal olarak var olan bir asimetrik bozukluk varsa da düzeltilebilir.

     Bu tür şikâyetleri olan hastalarda meme başı yerçekimine bağlı olarak aşağı doğru sarkma gösterir. Bu durumda görsel olarak kadını rahatsız etmektedir. Göğüs dikleştirme ameliyatının başlıca amaçlarından birisi göğüsün eski görünümüne kavuşması ve dik durmasıdır. Fiziksel olarak yapılan bu ameliyat psikolojik olaraktan sağlıklı olmayı beraberinde getirir. Meme başı etrafındaki areola (koyu renkli kısım) yine bu ameliyat esnasında küçültülebilir. Yine emzirme sırasında göğüslerde meydana gelen hacimsel azalma varsa ya da bunun dışında bir hacim kazandırmak isteği varsa dikleştirme ameliyatına dahil olarak protez göğüs silikonu ile de büyüme sağlanabilir.

    Göğüste meydana gelen sarkmalar şu şekilde sınıflandırılır. Çoğunlukla sarkma tabiri göğüs altında bulunan çizgi hizasında olmasına ve ya bu hizanın daha da aşağısında bulunması olarak kullanılır. Meydana gelen sarkıklık meme altı çizgisi hizasında ise buna 1. dereceden yani hafif sarkma adı verilir. Bu durumda koyu bölgenin (areola) çevresinden bir kesit çıkartılarak daralma ile beraber göğüs dikleştirilebilir. Eğer göğüs ucu göğüs çizgisi hizasından birkaç cm aşağıda bulunuyorsa bu 2. dereceden sarkıklık olarak adlandırılır. Bu gibi durumlarda ise 1. dereceye göre daha fazla kesit alınarak daralma sağlanır ve göğsün dik forma kavuşması ile sonuçlanır. Fakat bu durumda göğüs başından aşağı doğru inen bir çizgi olacaktır(vertikal skar mammoplasti).Bazı durumlarda bu iz küçük bir T şeklinde olmaktadır. Göğüs ucu göğüs çizgisi hizasından 1-3 cm den daha fazla olduğu durumlarda 3. derece sarkma olarak adlandırılır. Bu durumda ise 2. derecede uygulanan T ters T olarak iz bırakan mastopeksi işlemi yapılır. Bu işlem sonrasında meme altında haricen bir yatay iz daha meydana gelecektir. Yine de bu metodun üstünlüğü tam bir koni şeklini alması ve yuvarlak forma kavuşmasıdır. Dikey(vertikal) kısa skar halinde ise meme altında hafiften bir pot görünüm olmaktadır. Bu potlaşma 1 seneye kadar azalır ve kaybolabilir. Tamamen potlaşma da bir kaybolma yoksa sınırlı uyuşturma altında küçük bir deri kesiti alınarak meydana gelen bu potlaşma giderilebilir.

    Göğüs dikleştirme ameliyatlarında genellikle dikişten dolayı dikiş bölgesinde yukarıda sayılan izler meydana gelecektir. Sütyen ve bikini bölgesinde kaldığı için rahatsız etmeyen bu izler ilk aylarda hafif kızarık renkte olmakla birlikte daha sonraki aylarda hem iz olarak hem de renk olarak daha beyaz bir renge bürünecek ve daha az fark edilir hale gelecektir.

     Göğüs dikleştirme ameliyatı sedasyon anestezi ve genel anestezi adı altında yapılır. Bu işlemin süresi 3 saate kadar sürebilir. Anestezi sonrasında ameliyat bölgesine pansuman uygulanır ve gerçekleştirilen dikişler 10-12. günlerde alınır.

     Hasta normal günlük ve iş yaşantısına dönebilir.1 ay boyunca zorlayacak ağır sporlardan uzak durulması tavsiye edilir. Göğüs dikleştirme ameliyatları genellikle olumlu sonuçlar veren ve kişiyi hem fizyolojik hem de ruhen düzelten, bireyi yaşama karşı daha pozitif olmasını sağlayan bir operasyondur. Genellikle kalıcı sonuçlar vermesine karşın yer çekimine paralel olarak ve yeniden doğum emzirme kilo alma ya da kilo verme sarkıklara neden olabilir.